LAPAROSKOPİK CERRAHİ

Obezite Cerrahisi, Diyabet ve Kanser Cerrahisi

image10

Kolon ve rektum (kalın barsak) sindirim sisteminin ince barsaklardan sonraki kısmıdır, son 15-20 cm’lik kısmına ise rektum adı verilir. Kolonun ince barsakla birleştiği kısma çekum, kolonun rektumdan önceki kısmına ise sigmoid kolon adı verilir. Rektum ise anüste sonlanır.


 Kolonun temel fonksiyonu sıvı emilimi ve elektrolit değişimidir. İnce barsaktan gelen içeriğin içerisindeki suyun % 90’ı emilir.


Kalın barsak sindirim sisteminde kanserin en sık görüldüğü bölgedir. Kalın barsak kanserleri aynı zamanda en sık görülen kanserlerden biridir.

Kolon kanserlerinde en önemli risk faktörü yaştır. 50 yaş üzerinde görülme sıklığı artar. Kolon kanserli hastaların % 20’sinde ailesel kanser öyküsü vardır. 


Diğer risk faktörleri kolonda poliplerin varlığı, diyet (hayvansal yağdan zengin ve fiberden fakir beslenme, satüre/poliansatüre yağdan zengin diyet riski artırır), alkol alımı, obezite, sedanter hayat, inflamatuvar barsak hastalıkları (ülseratif kolit, crohn hastalığı), sigara kullanımı, radyoterapidir.

Kalın barsak kanserlerinde görülen belirtiler ise barsak alışkanlıklarında değişiklikler, dışkıda kan, ishal/kabızlık, barsaklarda tam boşalamama hissi, kilo kaybı, yorgunluk, bulantı ve kusmadır. Tam tıkanma durumlarında ise gaz ve dışkı çıkaramama gibi belirtiler görülür.


Kolorektal kanserlerin çoğu adenomatöz poliplerden köken aldığından dolayı korunma premalign lezyonların tanımlanması ve çıkarılmasına dayanır. Sindirim sistemi şikayeti olan hastaların tümü özellikle kolonoskopi ile değerlendirilmelidir. Kolonun değerlendirilmesinde en etkin yöntem kolonoskopidir. 50 yaş üzerindeki herkese gaitada gizli kan testi yapılmalıdır. Diğer bir tanı yöntemi ise sanal kolonoskopidir (BT kolonografi).
Kolorektal kanserlerde en sık yayılım bölgesel lenf nodlarınadır. Uzak metastaz ise en sık karaciğeredir (portal venöz sistemden hematojen yayılım). Akciğer metastazları da görülebilir.


Kolorektal kanserlerde tanının konmasından sonra evreleme yapılmalıdır. Eş zamanlı başka yerleşimli kolon tümörlerinin değerlendirilmesi amacıyla tüm kolon değerlendirilmelidir. Olası uzak organ metastazlarının değerlendirilmesi amacıyla toraks-abdomen-pelvis BT yapılmalıdır. Rektal tümörlerde endorektal USG veya MR ile evreleme yapılmalıdır. PET-BT önceki tomografilerde görülen lezyonların tanımlanması amacıyla kullanılabilir.


Kolorektal kanserlerde temel tedavi ana tümör ile beraber lenfatik drenaj alanlarının çıkarılmasıdır. Rezeksiyon genişliği tümörün sayısına ve evresine göre genişletilebilir. Cerrahinin uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi amacıyla tanısal laparoskopi yapılabilir. Kanserin evresine göre hastalara cerrahi öncesi kemoterapi verilebilir. Karaciğer metastazı olan hastada eş zamanlı ya da ayrı bir seansta yapılacak karaciğer rezeksiyonları fayda sağlar.  


Rektal kanserlerde ise erken evrelerde ve uygun hastalarda transanal eksizyon, transanal endoskopik mikrocerrahi ve transanal minimal invaziv cerrahi gibi lokal yaklaşımlar uygulanabilirken, çoğu rektal kanserlerde radikal rezeksiyonlar (total mezorektal eksizyon-TME) tercih edilir. Yine hastalığın evresine bağlı olarak cerrahi öncesi kemoterapi ve radyoterapi verilebilir. Uygulanacak tüm cerrahi girişimlerde laparoskopik yaklaşımlar tercih edilmelidir.

image11