LAPAROSKOPİK CERRAHİ

Obezite Cerrahisi, Diyabet ve Kanser Cerrahisi

image25

  

Karaciğer vücudun en büyük organıdır. Sindirilmiş besinlerin birbirine dönüşümü (glikoz-yağ asitleri-aminoasitler), dolaşımdaki plazma proteinlerinin üretimi (albümin, koagülasyon faktörleri, fibrinolitik faktörler gibi), safranın salgılanması, ilaçların detoksifikasyonu ve immun yanıt önemli görevlerinden bazılarıdır.

  

Karaciğer tümörleri iyi huylu (benign) ve kötü huylu (malign) olarak ikiye ayrılır. İyi huylu tümörler kötü huylu olanlara göre daha sık görülür ki, toplumun yaklaşık % 20’sinde izlenmektedir. En sık görülen benign lezyonlar hemanjiom, adenom, fokal nödüler hiperplazi, safra kanal hamartomları ve kistlerdir. 


Bazılarında kötü huylu dönüşüm görülebilmesi nedeniyle yakın takip ve gerekirse rezeksiyon (lezyonun çıkarılması) gerekir.


Karaciğerin kötü huylu tümörleri ise primer (karaciğer kaynaklı) ve metastatik (karaciğere yayılım) olarak ikiye ayrılırlar. 


Hepatositlerden köken alan primer tümörler hepatoselüler kanser (HCC) olarak adlandırılırken, safra kanallarından köken alan tümörler ise kolanjiokanser olarak adlandırılır.

SSS’leri görüntüleyin

  

HCC dünyada en sık görülen 5. kanser olup kanserden ölümlerin 3. nedenidir. Özellikle hepatit B’nin yaygın olduğu Güneydoğu Asya ve Güney Afrika’da daha sık görülür. Ana risk faktörleri viral hepatit (Hepatit B veya C), alkolik siroz, hemakromatozis ve non-alkolik steatohepatozdur (karaciğer yağlanması). 


Yine kurutulmuş besinlerde (tahıl ürünleri, kuruyemiş, mısır gibi) üreyen Aspergilus isimli mantarın ürettiği Aflatoksin karaciğer kanserine neden olmaktadır. 


Karaciğer kanseri vakalarının yaklaşık % 90’ında siroz mevcuttur. Sirozlu hastalarda kansere yıllık dönüşüm oranı ise % 2-6’dır. Hepatit B’li hastalarda ise siroz gelişmeden kanser gelişebilir.

image26
image27

  

Karaciğer kanserinin belirti ve bulgularına bakıldığında karında şişlik, karnın sağ üst kısmında ağrı, kilo kaybı, iştahsızlık, ciltte sararma ve idrar renginde koyulaşma gibi sarılık bulguları görülebilir. Muayenede ise karaciğer ve dalak büyümesi, karın içinde assit denilen sıvı birikimi, ciltte sararma görülebilir. 


Şikayeti olan hastalar ayrıntılı tetkiklerle (ultrasonografi, BT, MR gibi) incelenmelidir. Laboratuvar bulgularında ise kanda alfafetoprotein (AFP) yüksekliği tanıyı destekler.


Karaciğer kanserinin tedavisi cerrahidir. Metastazı olmayan, sirotik olmayan hastalarda tedavi cerrahi rezeksiyondur (hepatektomi). Sirozlu fakat karaciğer fonksiyonları korunmuş, portal hipertansiyonu olmayan hastalarda da rezeksiyon yapılabilir. Rezeksiyonlarda önemli olan lezyonların yerleşimi-sayısı-büyüklüğü ve geride kalacak karaciğerin yeterliliğidir. 


Cerrahi rezeksiyonlar öncesinde ablasyon teknikleri (radyofrekans ablasyon, etanol ablasyon, kriyoablasyon, mikrodalga ablasyon), rejyonel karaciğer tedavileri (kemo-embolizasyon, hepatik arter pompa kemo-perfüzyon, internal radyoterapi), external-beam radyoterapi ve sistemik kemoterapi uygulanabilir. Ablasyon veya diğer rejyonel karaciğer tedavileri ile sağkalım uzatılabilse de hepatik rezeksiyon kür sağlayan tek gerçek seçenektir. 


Karaciğer fonksiyonlarının bozukluğu nedeniyle rezeksiyon mümkün değilse, aynı zamanda HCC için transplant kriterlerine uyum varsa karaciğer nakli tedavi seçeneğidir.



Kolanjiokanserler karaciğerin 2. sık kanseri olup safra kanallarının adenokanseridir. Periferal ve santral olarak alt gruplara ayrılır. Yine tek kür şansı cerrahi olup tümörün yerleşimi ve yaygınlığı operasyonun tipini belirler.

Metastatik kolorektal kanserlerde karaciğer metastazlarının rezeksiyonu kolorektal kanser tedavisinde rutindir. 


Cerrahi öncesinde verilen kemoterapi rejimleri, ablasyon teknikleri ve cerrahi tekniklerin gelişmesi agresif cerrahilerin uygulanabilirliğini arttırır. Karaciğere diğer organ tümörlerine bağlı metastazlarda da (meme, böbrek gibi) karaciğer rezeksiyonları yapılabilir.


Laparoskopik cerrahi karaciğer lezyonlarında da giderek daha çok kullanılır hale gelmiştir. Major hepatektomiler de dahil pek çok ameliyat laparoskopik olarak başarı ile yapılabilmektedir.