LAPAROSKOPİK CERRAHİ

Obezite Cerrahisi, Diyabet ve Kanser Cerrahisi

image9

  

Şeker hastalığı (diabet) kalıtımsal ve çevresel etkenlerin sonucu olarak ortaya çıkan ve kan şekeri seviyesinin yükselmesiyle (hiperglisemi) karakterize metabolik bir bozukluktur. 


Şeker metabolizmasının düzenlenmesinde en önemli rolü pankreas kaynaklı insülin hormonu sağlar. Sağlıklı bireylerde kana geçen glukoz (kan şekeri) pankreastan salgılanan insülin hormonu yardımıyla hücrelerin içine alınır. 


Şayet insülin yoksa yada etkisi bozulmuş ise şeker hücrenin içine taşınamayacağı için, kan şekeri seviyesi yükselerek şeker hastalığı ortaya çıkar. Hastalık insülin salınımında veya etkinliğinde yetersizliğe bağlı olarak gelişir. 


Kan şekeri seviyesinde ani yükselmeler hastayı hayatı tehdit eden şeker komasına sokabilirken, kronik olarak kan şekeri seviyesinin yüksek seyretmesi organ hasarlarına sebep olmaktadır.

Bunlardan en sık görülen son organ hasarları: 

  

• Kalp krizi ve felç gibi klinik durumlarla sonuçlanabilen küçük ve büyük damarlarda tıkanmalar (aterosklerotik kalp damar hastalıkları, serebrovasküler hastalıklar, periferal damar hastalıkları)


• Görme kayıpları ve körlüğe neden olabilecek göz hasarı (retinopati). Yaşlı olmayan erişkinlerde körlüğün en sık nedeni mikroanjiopatiye bağlı retinal hasarlanmadır.


• Böbrek yetmezliği ve diyaliz tedavisine neden olabilecek böbrek hasarı (nefropati). Erişkin böbrek yetmezliğinin en sık sebebi diyabettir.


• Ayak ülserleri, ampütasyonlar (kol ve bacakların tamamen ya da kısmen cerrahi yöntemlerle kesilip alınması) ve eklem deformitesi riskini artıran periferal sinir hasarı (nöropati). Kan damarlarında hasarla beraber el ve ayaklarda olan his kaybı diyabetik ayağa neden olmaktadır. Şeker hastalığı travmaya bağlı olmayan erişkin ampütasyonların en sık nedenidir.


• Kalp hasarı (diyabetik kardiyomyopati); kalp kaslarında hasar sonucu kalbin gevşemesinde ve doluşunda bozukluk ve kalp yetmezliği. Kan şekeri yüksekliğinden bağımsız olarak gelişir.


• Kas güçsüzlüğü (diyabetik amyotrofi)


• Beynin damar yapılarındaki bozukluk ve insülin etkileşiminin azalmasına bağlı erkene bunama riskinde artış (diyabetik ensefelopati)


• Erkeklerde sertleşme bozukluğu (erektil disfonksiyon)



image10
image11

 

Amerika Diyabet Derneği’nin (American Diabetes Association) son sınıflamasına göre şeker hastalığı 4 ayrı kategoride sınıflandırılmaktadır. 

• Tip 1 Diyabet (pankreasta beta hücre hasarı sonucu kalıcı insülin yetmezliği) 


• Tip 2 Diyabet (insülin direnci ve kısmi insülin yetmezliği)


 • Diğer spesifik tipler (genetik hastalıklar, pankreas iltihabı (pankreatit), pankreas tümörleri, ilaç-kimyasal madde hasarları, enfeksiyon hastalıkları)


 • Gestasyonel Diyabet (gebelikte ilk tanısı konmuş diyabet). Tüm gebeliklerin % 1-14’ünde görülür. Gebeliğin son 3 ayında ortaya çıkan glukoz toleransında bozulmalarla karıştırılmamalıdır.


Tip 1 şeker hastalığı diyabet hastalarının % 5-10’unu oluşturur. İnsülin bağımlı diyabet veya erken başlangıçlı diyabet olarakta adlandırılır. Pankreasın Beta hücrelerinin (insülin salgılayan hücreler) otoimmun yıkımına bağlı olarak ortaya çıkar ve adacık hücrelerine, insüline yada glutamik aside karşı gelişen otoimmun antikorlarla tespit edilebilir. Beta hücre yıkımı değişken olup bebek ve çocuklarda hızlı ilerlerken özellikle erişkinlerde yavaş ilerler ve geç ortaya çıkar. Fakat ilerleyen yıllarda insülin bağımlılığı kaçınılmazdır.



Tip 2 diyabet insülin direnciyle insülin salınım yanıtındaki yetersizliğin beraberliğidir. Tüm diyabet hastalarının % 90-95’ini oluşturur. İnsülin bağımlı olmayan diyabet veya erişkin diyabeti olarakta adlandırılır. Hastaların çoğunda insülin direnci ve kısmi insülin yetmezliğine bağlı olarak ortaya çıkar. Bu hastalarda diyabetin tanısı konana kadar klinik belirtiler ortaya çıkmadan organ hasarları gelişebilir. Bu belirtisiz dönemde kan şeker düzeylerinin ölçülmesi erken tanı amaçlı kullanılır. 


Tip 2 diyabet hastalarının çoğu obezdir ve obezitenin kendisi de insülin direncinin gelişimini kolaylaştırır. Obez olmayan hastalarda ise karın çevresi yağlanması (santral obezite) karakteristiktir.